Kayıtlar

Dr. Orhan Çinar'ın Ardından...

Resim
Üretken bir tarihçi, titiz bir araştırmacı ve başarılı bir eğitimci olan Dr. Orhan Çinar, henüz ilmî hayatının en verimli döneminde aramızdan ayrıldı. Çağatay Hanlığı ve Moğol dönemi üzerine yaptığı araştırmalarla alanına önemli katkılar sunan Dr. Çinar, ardında yalnızca kitaplar ve makaleler değil, ilminden istifade etmiş çok sayıda öğrenci ve dostlarının zihninde silinmeyecek hâtıralar da bıraktı. Oğuzname'de neşredilen  yazım, Dr. Orhan Çinar'ın ilmî çalışmalarını, eğitimci kimliğini ve şahsiyetini, aynı doktora sınıfını paylaşmış bir dostunun hâtıraları eşliğinde ele alan bir vefeyat yazısıdır. Onun akademik mirasını, insanî yönünü ve geride bıraktığı izleri daha yakından tanımak için bkz. Dr. Orhan Çınar'ın Aziz Hâtırasına (1977–2026)

Kamu Kurumlarının İnternet Sitelerinde Kişisel Veri Paylaşımına Yeni KVKK İlkeleri

Resim
Kamu kurumlarının internet sitelerinde yayımlanan duyurular, sınav sonuçları, personel listeleri, ihale belgeleri ve benzeri içerikler uzun yıllardır kişisel verilerin korunması bakımından tartışma konusu olmuştur. Çoğu zaman kamu hizmetinin gereği olarak görülen bu paylaşımlar, kimi durumlarda kişisel verilerin gereğinden fazla açıklanmasına ve internet ortamında süresiz olarak erişilebilir kalmasına yol açmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 1 Temmuz 2026 tarihli ve 2026/1301 sayılı İlke Kararı, tam da bu uygulamaya müdahale ederek kamu tüzel kişiliğini haiz veri sorumlularına önemli yükümlülükler getirmektedir. Karar, 28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kararın temel yaklaşımı, internet ortamında kişisel veri içeren bir belgenin yayımlanmasının başlı başına bir kişisel veri işleme faaliyeti olduğu yönündedir. Bir belgenin internet sitesine yüklenmesiyle birlikte kişisel veriler belirsiz sayıdaki üçüncü kişinin erişimine açılmakta v...

Anayasa Mahkemesinden Savunma Hakkını Güçlendiren Bir Karar: Değişen Suç Vasfı Ve Sanığın Bilgilendirilmesi

Resim
Anayasa Mahkemesi, 26 Mart 2026 tarihli ve E.2025/18 sayılı kararıyla, 7532 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Kararın kamuoyuna ilişkin özeti, 16 Temmuz 2026 tarihli ve ND 20/26 sayılı Norm Denetimi Basın Duyurusu ile yayımlanmıştır. Karar, suçun hukuki niteliğinin yargılama sırasında değişmesi hâlinde sanığın ek savunma hakkının kapsamı ile müdafiye yapılan bildirimin anayasal bakımdan yeterliliğini tartışması bakımından, ceza muhakemesi hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.  İptal edilen düzenleme, suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle sanığa yapılması gereken bildirimin dosyada bulunan son adresine ulaştırılamaması veya bildirime rağmen sanığın duruşmaya katılmaması hâlinde, müdafiye yapılan bildirimin yeterli sayılmasını ve yargılamanın bu şekilde sonuçlandırılabilmesini öngörmekteydi. Böylece, değişen hukuki ni...

Hava Taşımacılığı Çalışanlarının Hukuki Hakları

Resim
Havacılık sektörü, çalışma koşulları ve hukuki rejimi bakımından diğer iş kollarından ayrılan kendine özgü bir yapıya sahiptir. Pilotlar ve kabin memurları, görevlerinin niteliği nedeniyle çalışma süreleri, dinlenme hakları, ücret, fazla çalışma, iş sözleşmesinin sona ermesi ve tazminat gibi birçok konuda farklı hukuki sorunlarla karşılaşabilmektedir. Türkiye'de uçucu personelin hukuki statüsü, genel iş hukuku kurallarının yanı sıra Türk Borçlar Kanunu, sivil havacılık mevzuatı, toplu iş sözleşmeleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde şekillenmektedir. Pilotlar ve kabin memurları bakımından iş sözleşmelerinin kurulması, çalışma ve dinlenme süreleri, ücret ve yan haklar, disiplin süreçleri, iş güvencesi, kıdem ve ihbar tazminatı ile iş kazaları gibi pek çok konu, havacılık sektörünün kendine özgü yapısı nedeniyle özel değerlendirmeler gerektirmektedir. Bu nedenle uçucu personelin hak ve yükümlülüklerinin yalnızca genel iş hukuku kuralları çerçevesinde değil, sektöre özgü düzenleme...

Kaybettiğimiz Büyük Bir Âlim: Zeki Velidî Togan

Resim
Bugün, yalnızca büyük bir tarihçinin değil; aynı zamanda hayatını ilme, fikrî bağımsızlığa ve Türk dünyasının müşterek tarih şuuruna ve birliğine adamış müstesna bir mütefekkirin vefat yıldönümü. Ord. Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, Başkurt millî mücadelesinin önderlerinden biri olarak siyasetin en çalkantılı dönemlerini yaşamış; buna rağmen kalıcı mirasını siyasette değil, ilmî eserlerinde bırakmıştır. Türk tarihçiliğini yalnızca kronolojik bir anlatı olmaktan çıkarıp kaynak tenkidi, filoloji ve mukayeseli yöntem üzerine inşa eden isimlerden biri olan Togan, yetiştirdiği öğrenciler ve ortaya koyduğu eserlerle Türkiye'de modern Türk tarihçiliğinin en güçlü temsilcileri arasında yer almıştır.  Bugün yeniden okuduğum, Prof. Dr. Tuncer Baykara hocamın kaleminden çıkan ve Togan'ın vefatının hemen ardından yayımlanan vefeyât yazısı da bu büyük ilim adamının portresini son derece isabetli biçimde çizmektedir (Tuncer Baykara, "Kaybettiğimiz Büyük Âlim Prof. Togan", Milliyet Gaz...

Hukukî Kesinliğin Görünmeyen Bedeline Dair

Resim
Hukuki kesinlik, modern hukuk devletinin en temel ilkelerinden biridir. Bireylerin hukuki sonuçları önceden öngörebilmesi, idarenin keyfî davranmasının önlenmesi ve yargı kararlarında istikrarın sağlanması büyük ölçüde bu ilkeye bağlıdır. Bununla birlikte, hukuki kesinliğin mutlak bir değer olarak ele alınması, hukukun asıl amacı olan adaletin gerçekleşmesi bakımından bazı güçlükleri de beraberinde getirebilir. Hukuk tarihi ve hukuk felsefesi, kesinlik ile hakkaniyet arasındaki gerilimin yüzyıllardır farklı düşünürler ve hukuk sistemleri tarafından tartışıldığını göstermektedir. Kesin kurallar hukuki güvenliği güçlendirebilir; ancak her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğu da göz ardı edilemez. Hukuk, yalnızca mevcut kuralları mekanik biçimde uygulayan bir sistem değil, aynı zamanda değişen toplumsal şartlara uyum sağlayan yaşayan bir kurumdur. Bu nedenle, hukuki istikrar ile adalet arasında kurulacak denge, yalnızca kanun koyucunun değil, yargının ve hukuk uygulayıcılarının d...

Mahremiyetiniz Sandığınızdan Daha Değerli

Resim
Birçok insanın sıkça tekrarladığı bir cümle vardır: "Saklayacak bir şeyim yok." İlk bakışta makul görünen bu yaklaşım, aslında mahremiyetin ne olduğu konusunda önemli bir yanılgıya dayanır. Çünkü mahremiyet, suç işleyenlerin saklanma hakkı değil; sıradan insanların özgürce yaşayabilme imkânıdır. Bugün attığımız her adım dijital bir iz bırakıyor. Hangi haberleri okuduğumuz, hangi ürünleri satın aldığımız, kimlerle görüştüğümüz, hangi saatlerde uyuduğumuz, nerelere seyahat ettiğimiz ve hatta ekranda bir içeriğe kaç saniye baktığımız bile kaydedilebiliyor. Bu verilerin tek tek bakıldığında önemsiz olduğu düşünülebilir. Ancak milyonlarca küçük parçanın bir araya gelmesiyle, kişiliğimizin ayrıntılı bir haritası ortaya çıkıyor. İnsanlar çoğu zaman verinin değerini, onu kendileri üretirken değil, başkaları ondan gelir elde ederken fark ediyor. Günümüzde dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin en önemli sermayesi fabrikalar ya da doğal kaynaklar değil; kullanıcı davranışlarına iliş...

Kaybettiğimiz Bir Mekân: İnkılâp Kitabevi'ne Veda

Resim
Mekânlarımızı kaybediyoruz. İnkılâp Kitabevi'nin Cağaloğlu'ndaki tarihî kitapçısı artık yok. Elbette İnkılâp Yayınları faaliyetlerini sürdürüyor; kitapları yayımlanmaya ve internet üzerinden satılmaya devam ediyor. Peki, yayınevinin adıyla özdeşleşmiş, bulunduğu hana da adını veren bu tarihî kitabevi neden kapatıldı? Kitabevinin bulunduğu yapı, adını doğrudan ondan alan İnkılâp Han'dır. Bu durum, Ankara Caddesi'nin biraz aşağısındaki tarihî Kanaat Han ile Kanaat Kitabevi arasındaki ilişkiyi hatırlatır. Ne var ki günümüzün iktisadî gerçekleri karşısında, görünen o ki bir dükkânın kira getirisi artık kitap satışından elde edilen kazancın önüne geçmiş durumda. Kitabevinin kapanacağı gündeme geldiğinde, yayınevi tarafından kapanma iddiaları reddedilmiş; yalnızca bir tadilat yapılacağı açıklanmıştı. Zaman geçti, konu gündemden düştü. Bugün ise aynı yerde bambaşka bir mağaza faaliyet gösteriyor; dileyen gidip bunu bizzat görebilir. Bir müessesenin tercihleri elbette kendisine...

Dijital Dünyada Unutulma Hakkı Neden Önemlidir?

Resim
İnternetin en dikkat çekici özelliklerinden biri hafızasının olağanüstü güçlü olmasıdır. Bir zamanlar gazetelerin sararmış sayfaları arasında kaybolan haberler, bugün saniyeler içinde karşımıza çıkabiliyor. Arama motoruna yazılan birkaç kelime, yıllar önce yapılmış bir paylaşımı, eski bir haberi ya da çoktan anlamını yitirmiş bir tartışmayı yeniden gündeme taşıyabiliyor. Dijital çağın bu güçlü hafızası, bilgiye erişimi kolaylaştırırken yeni bir soruyu da beraberinde getiriyor: İnsanların geçmişleri sonsuza kadar görünür kalmalı mıdır? Hukuk düzenleri uzun yıllar boyunca insanların değişebileceği varsayımı üzerine inşa edildi. Cezasını çeken bir kişinin yeniden topluma kazandırılması, iflas eden bir girişimcinin yeniden iş kurabilmesi veya gençlik yıllarında yaptığı bir hatanın ömür boyu peşinden gelmemesi bu anlayışın doğal sonucudur. Oysa dijital dünyada zamanın etkisi büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Bir olayın üzerinden on, hatta yirmi yıl geçmiş olsa bile, internet onu sanki dün yaşa...

Yaz Okulu Vesilesiyle

Resim
Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü'ndeki derslerimi tamamladıktan sonra kısa bir aranın ardından bu kez Hukuk Fakültesi'nde yaz okulu kapsamında Hukuk Tarihi dersleri vermeye başladım. Bu hafta yaz okulundaki ikinci haftam. Bir haftalık resmi proje çalışması nedeniyle şehir dışına gidip gelecek olmam ve adlî işlerim dışında, yaz dönemimin büyük bölümü eğitim-öğretim ve akademik faaliyetlerle geçecek. İnşallah yaz okulunda benden ders alan öğrencilerimi, yakın bir gelecekte meslektaşlarım olarak görmeyi ümit ediyorum.  En kıymetli zamanların, üreterek, çalışarak, araştırarak, tefekkür ederek geçirilen vakitler olduğuna inanıyorum. Ursula K. Le Guin'in veciz ifadesiyle, "Boşa geçirecek vakit yok..."

Özel Yazışmaları İfşa Etmek Suç Teşkil Eder Mi?

Resim
Dijital iletişim çağında insanlar düşüncelerini, duygularını ve günlük hayatlarına ilişkin pek çok ayrıntıyı kısa mesajlar, e-postalar ve çeşitli mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla paylaşmaktadır. Bu iletişim biçimleri, hayatı kolaylaştırdığı kadar yeni hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Bunlardan biri de özel yazışmaların, taraflardan biri veya üçüncü kişiler tarafından başkalarına açıklanmasıdır. Özellikle ayrılık süreçlerinde, aile içi uyuşmazlıklarda, iş ilişkilerinde veya sosyal medya tartışmalarında sıkça karşılaşılan bu durum, yalnızca etik bir mesele değildir. Pek çok hâlde ceza hukukunun da ilgi alanına girer. Birçok kişi, "Yazışmanın tarafı benim. O hâlde istediğim gibi paylaşabilirim." düşüncesine sahiptir. Oysa hukuk bakımından mesele bundan daha karmaşıktır. Bir yazışmanın tarafı olmak, o yazışma üzerindeki tüm tasarruf yetkisinin yalnızca size ait olduğu anlamına gelmez. Haberleşme, doğası gereği iki veya daha fazla kişi arasında gerçekleşen ortak ...

Dijital Deliller Ceza Yargılamasında Nasıl Değerlendirilir?

Resim
Ceza yargılamasında dijital delillerin değerlendirilmesi konusunda en sık karşılaşılan yanlışlardan birinin, bu delillerin yalnızca “teknik veri” olarak görülmesi olduğunu belirtmek gerekir. Oysa telefon, bilgisayar, e-posta kayıtları, sosyal medya yazışmaları veya log kayıtları gibi dijital veriler; elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve analiz süreci bakımından sıkı usul kurallarına tabidir. Bu nedenle dijital bir verinin mahkemede delil olarak kullanılabilmesi, yalnızca içeriğine değil, nasıl elde edildiğine ve nasıl incelendiğine de bağlıdır.  Ceza muhakemesi bakımından ilk aşama hukuka uygun elde etme sürecidir. Arama ve el koyma işlemleri kural olarak hâkim kararıyla yapılmalı, veri bütünlüğü korunmalı ve adli kopya (imaj) alınarak dijital materyalin hash değerleri (MD5/SHA gibi) tespit edilmelidir. Bu işlemler yapılmadan elde edilen dijital veriler, Anayasamızın m.38 hükmü uyarınca hukuka aykırı delil niteliğine dönüşebilir ve yargılamada kullanılması mümkün olmayabilir.  İk...

İnsana Yakışan

Resim
“Hayatta iyi ve kötü her şey geçiyor! Geçmeyecek ne yapmalı? Bence iyi hâtıralar ve eserler... O da muvakkat ama insana yakışan da bu...” Ord. Prof. Dr. A. Süheyl ÜNVER

Dr. Orhan Çinar'ın Ardından

Resim
Dr. Orhan Çinar nitelikli çalışmaları olan değerli bir tarihçi ve eğitimciydi. Doktoradan sınıf arkadaşımdı. Vefat haberini üzülerek öğrendim. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde hazırladığı "Muhaceretteki Türkistanlıların Gözünden Orta Asya ve Yeni Türkistan Dergisi (1927-1931)" başlıklı tezle tamamlamıştı. Ardından, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaçağ Tarihi Doktora Programı'nda "Çağatay Devleti Zamanında Türkistan'ın Siyasi, Askerî ve Sosyal Durumu" başlıklı teziyle doktora derecesini almıştı. Yüksek lisans tezini "Muhaceretteki Türkistanlılar ve Orta Asya" başlığıyla kitaplaştırarak Almanya'da neşretmiş, doktora tezini ise "Çağatay Hanlığı" başlığıyla kitaplaştırmıştı. Doktora sonrasında da çalışmalarını sürdürmüş, "Batı Türkistan’da Ulus Emirlerinin İktidar Mücadeleleri (1343-1370)", “Doğu Çağatay Hanlığı’nın İlk Hükümdarı: Tuğluk Timur Han...

İki Değerli Eser

Resim
Prof. Dr. Cemal Bâli Akal hocamın iki kıymetli çalışması. Hukuk Fakültesi'nde kendisinden aldığım dersler, düşünce dünyam üzerinde derin izler bırakan, ufuk açıcı tecrübelerdi. O yıllarda kaleme aldığı Modern Düşüncenin Doğuşu: İspanyol Altın Çağı, İktidarın Üç Yüzü, Varolma Direnci ve Özerklik: Bir Hak Kuramı İçin Spinoza'yla, Özgürlüğün Geleceği Yoktur: Edebiyatta Spinoza ile yayına hazırladığı Devlet Kuramı eserleri, düşünce hayatımda derin izler bırakmıştır. Bitirme tezimi de kendisinin danışmanlığında hazırlama ayrıcalığına eriştim. Hak kuramı açısından Freud ve Spinoza karşılaştırması yapmıştım. Freud'un Einstein ile mektuplaşmasında ortaya koyduğu hakkın kökeninin şiddete dayandığı tezini, Spinoza'nı  hakkın kökenini conatus kavramı ile açıklayan yaklaşımı ile mukayeseli şekilde tetkik etmiştim. Mezuniyetimin ardından da hocamın neşrettiği hemen her eseri takip etmeye gayret ettim; hatta pek çok dergiyi ve armağan kitabı, yalnızca kendisinin makalesi yer aldığı i...

Gadamer: Kaybın Varlığımızı Belirlemesi

Resim
"Söz gelimi bir kaybın üstesinden gelmek sadece bizim bu kaybı adım adım unutmamız ve kaldırılabilir hale gelmemiz olarak tanımlanamaz. Daha iyi ifade etmek gerekirse kayba ondan kaynaklanan acının kademeli olarak kaybolmasından ziyade o acıyla uğraşmak mücadele etmek anlamında tahammül ederiz ve acı iz bırakmadan yok olup gitmek şöyle dursun geri döndürülemez şekilde varlığımızı belirlemeye devam eder." Hans-Georg Gadamer

Özel Bir Buluşma

Resim
9 Temmuz rahmetli annemin doğum günüydü. Annemin yokluğunda geçen ikinci doğum günü oldu. Teyzem Hale Özvarol ve aile dostumuz Lale Şengül ile bir araya geldik, rahmetli annemin, eski aile büyüklerimizin ve aile dostlarımızın kıymetli hatıralarını yad ettik. O eski günlerin güzel sohbetlerindeki neşeyi de yakaladık. Bir anlamda mazi cennetine gidip gelmiş gibi olduk.

Rahmetli Annem İle Bir Hâtıramız

Resim
Rahmetli annem Yıldız Özdemir ve ben.  Bodrum, Muğla, 1985. Bu fotoğraf, çocukluğumdan geriye kalan en kıymetli hâtıralardan biridir. Aradan geçen yıllar pek çok şeyi değiştirdi; şehirler, insanlar ve hayatın kendisi farklılaştı. Fakat Hakk'ın rahmetine kavuşmuş bir annenin evlâdına duyduğu sevgi ile o sevginin insanda bıraktığı iz, zamanın yıpratamadığı değerler arasında yer alıyor. Bugün bu fotoğrafa baktığımda yalnızca geçmişi değil, bana kazandırdığı bütün güzellikleri de görüyorum. Hayata bakışımda, mücadele gücümde ve karakterimde onun emeği ve fedakârlığı vardır. Geriye kalan ise, daima minnetle ve özlemle hatırlanacak güzel bir hâtıradır. Mekânın cennet olsun.  ⭐️♾️

Bir Aile Yemeğimiz

Resim
Bir aile yemeği, aslında zamandan çalınmış küçük bir mucizedir. Hayat herkesi kendi istikametine, kendi kaderine sürüklerken; aynı masanın etrafında yeniden buluşabilmek, her geçen gün daha kıymetlenir.

Ginzburg'a Ve Eserlerine Hukuk Tarihçiliği Açısından Bakış

Resim
Ginzburg'un ardından... Engizisyon Kayıtlarından İnsanî Tecrübeye: Carlo Ginzburg'a Hukuk Tarihçiliği Perspektifinden Bir Bakış