KAYBETTİĞİMİZ BÜYÜK BİR ÂLİM: ZEKİ VELİDÎ TOGAN

Bugün, yalnızca büyük bir tarihçinin değil; aynı zamanda hayatını ilme, fikrî bağımsızlığa ve Türk dünyasının müşterek tarih şuuruna ve birliğine adamış müstesna bir mütefekkirin vefat yıldönümü. Ord. Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, Başkurt millî mücadelesinin önderlerinden biri olarak siyasetin en çalkantılı dönemlerini yaşamış; buna rağmen kalıcı mirasını siyasette değil, ilmî eserlerinde bırakmıştır. Türk tarihçiliğini yalnızca kronolojik bir anlatı olmaktan çıkarıp kaynak tenkidi, filoloji ve mukayeseli yöntem üzerine inşa eden isimlerden biri olan Togan, yetiştirdiği öğrenciler ve ortaya koyduğu eserlerle Türkiye'de modern Türk tarihçiliğinin en güçlü temsilcileri arasında yer almıştır. 

Bugün yeniden okuduğum, Prof. Dr. Tuncer Baykara hocamın kaleminden çıkan ve Togan'ın vefatının hemen ardından yayımlanan vefeyât yazısı da bu büyük ilim adamının portresini son derece isabetli biçimde çizmektedir (Tuncer Baykara, "Kaybettiğimiz Büyük Âlim Prof. Togan", Milliyet Gazetesi, Yıl: 21, Sayı: 8182, 2 Eylül 1970, s. 2).

Baykara, Togan'ı yalnızca geniş dil bilgisine ve eşsiz ilmî birikimine sahip bir araştırmacı olarak değil; hayatı boyunca hür düşünceden taviz vermemiş, siyasî baskılar karşısında ilmî vakarını korumuş, öğrencilerini ezberden ziyade sorgulamaya teşvik eden bir hoca olarak anlatmaktadır. Yazıda özellikle dikkat çeken hususlardan biri, onun ilmî üretiminin siyasî mücadelelerinin gölgesinde kalmadığı; aksine yaşadığı bütün çalkantıları ilmî derinliğe dönüştürmeyi başardığı yönündeki tespittir.

Aradan yarım asrı aşkın zaman geçmiş olmasına rağmen Togan'ın eserleri hâlâ okunuyor, tartışılıyor ve yeni nesil araştırmacılara yol göstermeye devam ediyor. Gerçek ilim insanlarının en büyük özelliği de budur: Vefatlarından sonra da fikirleriyle yaşamayı sürdürmeleri. Rahmet ve saygıyla anıyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

1937 Senesinden Absürt Bir Propaganda Haberi ve Düşündürdükleri

İŞYERİNDE SESSİZ ŞİDDET: MOBBİNG NASIL İSPAT EDİLEBİLİR?