"Avukatlık Kanunu'nun Disiplin Hükümlerinin Anayasa'ya Aykırılık Nedeniyle İptali" başlıklı makalemde, Anayasa Mahkemesi'nce iptal olunan disiplin hükümleri ve bu durumun yol açtığı mevcut durum değerlendirilmiştir. Okumak için bkz. https://tolgaersoy.av.tr/hukuki-degerlendirmeler/avukatlik-kanununun-disiplin-hukumlerinin-anayasaya-aykirilik-nedeniyle-iptali.html
19 Eylül 1937 tarihli Anadolu gazetesinde "Bugünkü Fransız Ordusu Yenilmez Bir Kuvvettir" (s. 3) başlığıyla neşredilen haber, II. Cihan Harbi tarihi hakkında bilgi sahibi olanların gülerek okuyacakları bir haberdir. Lakin o dönem böyle yanlış kanaatler basında yaygındı. Hiçbir devlet yenilmez değildir. Bugün de şu veya bu devletin askerî kudretini abartan her haberde, 1937 yılının bu hatalı görüşe dayanan haberini hatırlamak gerekir. Şunu da belirtmek gerekir ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk Fransa'nın gücünü abartan bu tür görüşlerden uzaktı ve gerekirse o tarihte Fransız mandası altındaki Hatay'ın kurtuluşu için savaşı dahi göze alacağını belirterek diplomatik baskı uyguluyordu. Oysa Atatürk'ün ebediyete irtihali akabinde, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde, "Türko-Britanik Deklerasyonu" imzalanmıştır. Akdeniz'e bir tecavüz vukuunda Türkiye, İngiltere'ye destek olmak üzere askerî taahhüt altına girmiştir. 19 Ekim 1939'da Türkiye, İngi...
Ülkemizde ekseriyetle tartışılan mühim meselelerden biri, “cezasızlık algısı”dır. Bu tabir, işlenen cürmlerin bilhassa yeterli müeyyide ile karşılık bulmaması yahut hiç cezalandırılmaması sebebiyle toplumda adalet duygusunun zedelenmesini ifâde eder. Algının varlığı, yalnız ceza hukukunu değil, demokrasiye ve hukuk devleti ilkesine duyulan itimadı da doğrudan tesir altında bırakır. Cezasızlık, en geniş mâhiyetiyle failin hukuk önünde mesuliyet taşımaması demektir. Bu hâl, kimi vakit soruşturma açılmaması, kimi vakit davaların uzun seneler boyunca sürüncemede kalması, kimi vakit de verilen cezaların ertelenmesi yahut infaz düzenlemeleri ile bertaraf edilmesi suretiyle tezâhür etmektedir. Türkiye’de cezasızlık algısının kökleşmesine sebep olan âmillerin başında, yargı süreçlerinin uzunluğu ve yeknesaklıktan uzaklığı gelir. Şöyle ki, toplum nazarında siyasî ve toplumsal güce sahip kimselerin farklı muamele gördüğü telâkki edilmektedir. Bu durum, bilhassa mağdurların adalet arayışını ...