Tarihsel Sosyoloji Perspektifinden Bozkır İmparatorlukları

Prof. Dr. Mahmut Arslan'ın 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Basımevi'nce neşredilen "Step İmparatorluklarında Sosyal ve Siyasî Yapı" başlıklı yapıtı, tarihsel sosyoloji literatürüne önemli bir katkıdır.
Yapıtın birinci bölümü, steplerde ekonomik ve sosyal hayatı ele almakta olup, step insanının at ile ilişkisi, at kültü, "uşaklık" meselesi, step aristokrasisi ve göçebe ekonomisinin karakteristik özellikleri ele alınmıştır.

İkinci bölüm, sosyal yapının tetkikine ayrılmış olup, aile, soy (oğuş), leviratus, sop (klân, semiyye), boy (oymak, uruğ), ok (uz, oğuz), il (devlet) konuları ele alınmıştır.

Steplerde siyasî yapının tetkik edildiği üçüncü bölümde, ilin bir siyasi kuruluş olarak ele alındığı, step devletlerindeki ikili teşkilat ve "çifte hükümdarlık" konusunun tartışıldığı, ordu, siyasi faaliyet, orun ve uluş konularının değerlendirildiği görülmektedir.

Dördüncü bölüm, step göçebe hukukunu değerlendirmekte olup, Hun, Göktürk, Uygur Devletinin hukuk sistemleri kamu hukuku, ceza hukuku ve özel hukuk yönleriyle incelenmiş, Moğolların hukuk sistemi de, Moğol Kanunları, Cengiz Han'ın büyük yasası, aile ve miras hukuku, yeni Tsaayin Biçik (Oyrat-Moğol Kanunu) ve aynî haklar konuları değerlendirilmiştir.

Bozkır medeniyetine dair tarihsel kayıtların sosyolojik bir perspektifle değerlendirilmesi bakımından, bu yapıtın yayımlandığı 1984 yılı dikkate alındığında önemli bir boşluğu doldurduğu söylenebilir. O tarihte Türkiye'de bozkır topluluklarına ilişkin çalışmalar büyük ölçüde siyasî tarih, kronoloji ve filolojik kaynakların değerlendirilmesi etrafında şekillenmekte; sosyal yapı, hukuk, ekonomi ve devlet teşkilatı arasındaki karşılıklı ilişkileri bütüncül bir yaklaşımla ele alan eserlerin sayısı ise oldukça sınırlı kalmaktaydı. Bu yönüyle Mahmut Arslan, yalnızca tarihî olayları aktarmakla yetinmeyip, bozkır toplumlarının kurumsal yapısını açıklamaya çalışan disiplinlerarası bir inceleme ortaya koymuştur.

Eserin dikkat çekici yönlerinden biri de, devlet teşkilatını aile, soy, boy ve il gibi temel sosyal birimlerden bağımsız düşünmemesi; siyasî organizasyonu ekonomik hayat, toplumsal hiyerarşi ve hukuk düzeniyle birlikte değerlendirmesidir. Böylece bozkır devletlerinin yalnızca askerî başarılar üzerine kurulmuş geçici siyasî oluşumlar olduğu yönündeki indirgemeci yaklaşımların ötesine geçilmekte; kendine özgü sosyal kurumlara, hukuk anlayışına ve idarî geleneklere sahip karmaşık bir medeniyet modeli ortaya konulmaktadır. Bu yaklaşım, tarihsel sosyolojinin temel ilkeleriyle de uyumlu olup, kurumların birbirleriyle olan işlevsel ilişkilerini görünür hâle getirmektedir.

Aradan geçen kırk yılı aşkın süre içerisinde Avrupa Hunları, Göktürkler, Uygurlar ve Moğollar üzerine yeni arkeolojik bulguların, filolojik çalışmaların ve karşılaştırmalı araştırmaların literatüre önemli katkılar sunduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte, Step İmparatorluklarında Sosyal ve Siyasî Yapı, bozkır toplumlarını yalnızca siyasî tarih çerçevesinde değil, sosyal teşkilatlanma, hukuk ve devlet kuramı bakımından birlikte değerlendiren sistematik yaklaşımı sayesinde değerini büyük ölçüde muhafaza etmektedir. Bu nedenle eser, hem Türk tarihçiliği hem de tarihsel sosyoloji alanında bozkır medeniyetlerinin kurumsal yapısını anlamak isteyen araştırmacılar için hâlen temel başvuru kaynaklarından biri olma niteliğini sürdürmektedir.

Bu blogdaki popüler yayınlar

1937 Senesinden Absürt Bir Propaganda Haberi ve Düşündürdükleri

İşyerinde Sessiz Şiddet: Mobbing Nasıl İspat Edilebilir?